wrapper

Son Dakika

Makaleler (22)

Öğeyi Oyla
(0 oy)

ABD Nükleer Yakıtlar Arz Güvenliği ve Atom Bombaları Geliştirilmesi Yönünde Yenilikçi Hızlı Üretken Reaktörler (Fast Breeder Reactors) Nükleer Programı

Ahmet Cangüzel Taner

Fizik Yüksek Mühendisi

Radyasyondan Korunma Derneği (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.)

 

Amerika nükleer güç programı; özellikle 1979 yılı ABD Three Mile Island, 1986 Ukrayna Çernobil ve 2011 Japonya Fukushima nükleer yakıt erimesi kazaları sonucu çalkantılı bir süreç yaşamıştır. Ancak, Amerika Birleşik Devletleri global en büyük rakibi kabul edilen Rusya Federasyonu nükleer güç yatırım projeleri ulusal ve uluslararası düzeyde tüm hızı ile devam etmektedir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Akdeniz kıyısında kurulmakta olan toplam 4800 MWe kapasiteli karbonsuz üçüncü nesil nükleer güç santralleri üniteleri inşaatları da Rusya Federasyonu tarafından uluslararası nükleer enerji yatırımları  faslında sürdürülmektedir. Gelişmekte olan ekonomiler kapsamında dikkat çekici ülke konumunda olan Çin, milli enerji arz güvenliği sarmalı ve çıkmazı sorunları içerisine düşmeme yönünde temel yük kaynağı karbonsuz yeni kuşak nükleer elektrik santralleri kurulması projelerine ağırlık vermektedir. Küresel ileri nükleer teknolojiler bağlamında bilimsel düzeyde geride kalan ada ülkesi İngiltere de ulusal nükleer güç projeksiyonları çerçevesinde ciddi yenilikçi nükleer enerji planlamaları yürütmektedir. Fransa milli elektrik üretimi kompozisyonu yaklaşık üçte iki oranında baz enerji kaynağı karbonsuz nükleer güç kompleksleri sistemleri ile sürdürülmektedir. Avrupa Birliği AB topluluğunun en güçlü üyesi Almanya Hükümeti, 2022 yılına kadar kademeli olarak klasik nükleer elektrik santralleri ünitelerinin kapatılması siyasi kararının uygulanması periyodunu sürekli biçimde gözden geçirip uzatarak sürüncemede bırakmaktadır. Diğer taraftan, ulusal elektrik üretimi takribi %10 oranında karbonsuz nükleer enerji santralleri sayesinde karşılanan Amerika ise günümüz nükleer güç potansiyeli rakamlarının yükseltilmesi ve dengede tutulması bağlamında nükleer elektrik enerjisi yatırım hamleleri ve nükleer enerji projeleri teşvikleri yaparak kararlı bir devlet politikası sergilemektedir. Öte yandan, yaygınlaştırılmaya çalışılan global küçük ve orta ölçekli modüler reaktörler (Small Modular Reactors - SMR) tasarımları yönünden gelecekte küresel sodyum soğutmalı inovatif hızlı reaktörler dizaynı türlerin ileri nükleer güç tesisleri ünitelerine önderlik etmesi de beklentiler arasında sayılmaktadır.  Amerika Birleşik Devletleri nükleer güç kapasitesi artırılmasına ilişkin yenilikçi hızlı üretken reaktörler (fast breeder reactors) üniteleri ve ulusal inovatif ileri nükleer elektrik reaktörleri teknolojisi tasarımlarının geliştirilmesi faaliyetlerinin canlandırılması yoluyla istikrarlı ve kararlı ABD ulusal nükleer yakıt arz güvenliği kriterleri sağlanması bu yazıda araştırılmaktadır.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Ahmet Cangüzel Taner

Fizik Yüksek Mühendisi

Radyasyondan Korunma Derneği (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.)

 

Ünlü bilim insanı Enrico Fermi, 1901 yılında İtalya - Roma’da doğmuş ve 1954’de Amerika Birleşik Devletleri - Chicago kentinde hayatını kaybetmiştir. Kısa süren hayatı boyunca nötron ışınlanmaları kanalıyla yeni radyoizotopların keşfedilmeleri, yavaş nötronlar kullanılmasıyla  oluşan nükleer tepkimeler ve kimyasal nükleer reaksiyonların kaşifi, çok yönlü kuramsal ve deneysel fizikçi Enrico Fermi, global nükleer güç ve küresel atom çağı babası olarak tanınmaktadır. 1932 yılında global atomik araştırmalar neticesinde nötronların çok büyük önem taşıdığı bulunmuştur. Dr Enrico Fermi’nin  ağır atomların nötronlar ile ışınlanması bilimsel çalışmaları sayesinde yeni suni radyoaktif elementler keşfedilmiştir. Fizikçi Fermi ve bilimsel araştırma grubu, 1934 yılında parafin zırh kullanarak nötronların yavaşlatılması sonucu çok sayıda yapay radyoaktif izotoplar bulmuştur. Parafin maddesi hidrojen atomları kaynaklı proton parçacıklarından oluşmaktadır. Protonlar ve nötronların kütlelerinin yaklaşık eşit olması nedeniyle iki bilardo topunun elastik çarpmasına benzer biçimde nötron partiküllerinin hızlarının  yavaşlaması gerçekleşmektedir. Söz konusu elastik çarpışmalar ise baz yük kaynağı karbonsuz hafif sulu nükleer güç santralleri NGS reaktörleri komplekslerinin işletilmesi temel prensibini teşkil etmektedir. Günümüzde radyoizotoplar, kainatın keşfi için uzaya gönderilen nükleer yakıtlı robot uydular olmak üzere tıpta hastalıkların teşhis ve tedavisi alanlarında aynı zamanda endüstriyel amaçlı olarak küresel inovasyona dayalı sanayi sektörü gelişimi gibi pek çok sahada vazgeçilmez konuma gelmiştir. 1944 yılında Amerikan vatandaşı olan ilk atom bombası yapımcısı birkaç bilim insanı arasında sayılan İtalyan asıllı Dr Enrico Fermi, Chicago Üniversitesi’nde Profesör olarak öncü nükleer füzyon menşeli yüksek enerji fiziği araştırmaları projeleri de yürütmüştür. Nükleer enerji bilimleri araştırma geliştirme Ar-Ge faaliyetleri yönünde dev katkı sağlayan aynı zamanda matematikçi ve eğitimci rol üstlenen ilim insanının yaşamını konu alan “ Herşeyi Bilmiş Son Adam, Nükleer Asrın Babası Enrico Fermi - The Last Man Who Knew Everything: The Life and Times of Enrico Fermi „ adlı David Schwartz tarafından yazılan 451 sayfa, fiyatı 35 dolar (27.99 pound) olarak piyasaya sürülen kitap bu makalede kısaca incelenmektedir.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Ahmet Cangüzel Taner

Fizik Yüksek Mühendisi

Radyasyondan Korunma Derneği (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.)

 

Global temel enerji kaynağı nükleer elektrik santralleri kurulması ve işletilmesi süreçleri zarfında küresel nükleer güvenlik ve nükleer emniyet kriterleri son derece önem taşımaktadır. Birleşmiş Milletler BM Nükleer Silahsızlanma (United Nations UN Nuclear Non Proliferation Treaty - NPT) Anlaşması hükümlerine titizlikle uyulması halinde dünya kamuoyunun atom bombalarının yaygınlaşması fobisi ve nükleer kitle imha silahları dehşetinden arınması aynı zamanda barışçıl amaçlı uluslararası karbonsuz nükleer enerji sektörü teknolojilerinin sağlıklı hızlı gelişimi olası görülmektedir. Diğer taraftan, Amerika Birleşik Devletleri kayalara tuzaklanmış şeyl petrolü ve kaya gazı üretimi inovatif teknolojileri geliştirmesi ile birlikte küresel hidrokarbon yakıtlar devrimi süreci yaşanmaktadır. Dünya yenilikçi ham petrol ve evrimsel doğalgaz çıkarılması periyodu sırasında dünyanın en büyük petrol üreticileri ABD ve Suudi Arabistan arasında küresel hidrokarbon ürünler ticari rekabeti filizlenmiştir. Neticede fahiş oranlara yükselen global hidrokarbon ürün fiyatları tarifelerinde bilhassa 2014 yılından itibaren aşırı düşüşler ortaya çıkmıştır. Ancak, Dünya Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı (Organization of the Petroleum Exporting Countries - OPEC) üyesi ülkeler hükümetlerinin ham petrol üretimleri yönünde sıkı kota uygulamaları kararı ile birlikte günümüzde global hidrokarbon fiyatları artışları gözlenmektedir. Beliren petrol rekabetinin hafiflemesi sonucu Suudi Arabistan - ABD ticari ilişkileri düzelme trendi içine girmiştir. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın ilk yurt dışı resmi ziyaretlerinden birini Suudi Arabistan’a gerçekleştirmesi de söz konusu ilişkilerdeki iyileşmenin bir işareti sayılmaktadır. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın ziyareti esnasında Amerika’nın Suudi Arabistan ile yüz milyarlarca dolarlık konvansiyonel silahlar satışı anlaşması imzalanması sonrası halen gezegenin hidrokarbon ürünler üretim devleri olan iki ülke arasındaki politik ve ekonomik münasebetler hızlı ilerleme periyodu geçirmektedir. Öte yandan, Suudi Arabistan yönetimi geniş kapsamlı ve çok büyük boyutlu karbonsuz baz yük kaynakları nükleer güç santralleri NGS reaktörleri programı uygulayacağını duyurmuştur. Amerika Birleşik Devletleri ise ilan edilen Suudi Arabistan nükleer enerji yatırım projeleri çalışmalarından pay almak için ciddi çabalar göstermektedir. Suudi Arabistan sürdürülebilir devasa nükleer elektrik reaktörleri yatırımları projeksiyonları ve planlamaları doğrultusunda Ortadoğu ülkelerinin nükleer silahlar sahibi olma yarışının hız kazanacağına dair bulgular bu yazıda incelenmektedir.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Sigara İçenler / Tütün Kullananlar Ciğerlerine Doğal Radyoaktif Polonyumu da Çektiklerini Biliyorlar mı?

Dr. Yüksel Atakan, Radyasyon Fizikçisi, This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 
Giriş
Eski Rus casusu Alexander Litvinenko’nun 2006 yılında, kahvesine gizlice katılan çok az miktarda (miligram kadar) radyoaktif polonyum (Po 210) maddesiyle öldürüldüğünü tüm dünya duymuştu/1/.
Çok kuvvetli bir öldürücü olan polonyum 210 az miktarda tütün dumanında da bulunuyor.Tütündeki doğal radyoaktif polonyumun, tütün kullananların kanser riskini artırdığı çeşitli araştırmalarla ortaya
konulmuş olmasına rağmen, tütündeki diğer zehirli maddelerin bilinmesine ve açıklanmasına karşın, radyoaktif polonyumun üzerinde durulmamış, açıklanmamış ya da gizlenmiştir.Halbuki polonyum
210, kuvvetli bir zehir olarak bilinen radyoaktif plütonyum 239’dan tam 72600 kat daha zehirlidir ve 0,1 mikro gramı (1 gramın on milyonda biri) akciğerlere girdiğinde tam 65000 mSievert’lik bir
öldürücü doz oluşturuyor. Doğadan aldığımız yıllık ortalama radyasyon dozu olan 2,4 mSv ile karşılaştırılırsa çok kısa bir sürede öldüren bu aşırı dozun büyüklüğü anlaşılır.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Ahmet Cangüzel Taner

Fizik Yüksek Mühendisi

Radyasyondan Korunma Derneği (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.)

Geleneksel karbonsuz nükleer enerji reaktörleri üniteleri yoğun su kaynaklarının bulunduğu deniz, göl ve nehir kıyılarına kurulması gerekmektedir. Ortalama büyüklükte klasik nükleer elektrik reaktörü işletilmesi çerçevesinde nükleer fisyon tepkimeleri aynı zamanda nükleer tesis içinde muhafaza altına alınması zorunlu olan kullanılmış ve tüketilmiş nükleer yakıtların soğutulması prosesleri bağlamında saniyede en az 50 metreküp su temini icap etmektedir. Mevzu bahis karalarda kurulu baz yük kaynağı geleneksel nükleer güç santrali NGS sistemleri soğutma suyu sorunları sonucu nükleer yakıt erimesi (nuclear meltdown) kazaları vuku bulması küresel karbonsuz nükleer enerji gelişimi ve yaygınlaşması süreci üzerinde olumsuz rol oynamaktadır. Söz konusu pasif nükleer güvenlik sistemleri soğutma donanımları yetersizliği ise doğal afetler zinciri sonrası ortaya çıkan Japon Fukushima Dai-ichi (Fukuşima Daiçi) nükleer güç reaktörleri kazaları ve felaketleri olaylarının can alıcı nedenlerinden birini oluşturmuştur. Günümüzde müessif nükleer santral kazaları neticesi meydana gelmesi olası nükleer reaktör yakıtları soğutma suyu problemlerinin giderilmesi yönünde nükleer güvenlik ve radyasyon güvenliği kriterleri perspektifleri çalışmalarına uygun yüzen aynı zamanda deniz altına kurulacak nükleer elektrik reaktörü projeleri önem kazanmaktadır. Yüzer ya da okyanus altına demirli temel enerji kaynakları yenilikçi atom güç istasyonları ünitelerinin deniz, göl ve nehir kıyıları boyunca kurulu konvansiyonel kara nükleer fisyon santralleri kompleksleri sistemlerine nazaran önemli avantajları ve üstünlükleri bu yazı kapsamında incelenmektedir.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Ahmet Cangüzel Taner
Fizik Yüksek Mühendisi
Radyasyondan Korunma Derneği (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Baz enerji kaynağı karbonsuz nükleer güç santralleri NGS elektrik üretimleri ile meydana gelen çok uzun yarı ömürlü yüksek düzeyli tüketilmiş nükleer yakıtların on binlerce yıl boyunca güvenli ve düzenli biçimde korunması gerekmektedir. Oluşan tehlikeli nükleer yakıt atıklarının idaresi ise ulusal nükleer güvenlik ve radyasyon güvenliği yasal mevzuatları ve yönetmelikleri uyarınca her ülke tarafından ayrıntılı şekilde belirlenmektedir. Radyasyon ölçüm düzeyleri göz önüne alınarak düşük radyasyon seviyeli  kısa yarı ömürlü radyoaktif atıklar, yine düşük radyasyon seviyeli ancak uzun yarı ömürlü radyoizotoplar ve yüksek radyasyon seviyeli uzun yarı ömürlü nükleer atıkların yok edilmesi bağlamında oldukça farklı radyoaktif atık teknolojisi yöntemleri uygulanmaktadır. İyonlaştırıcı radyasyonların biyolojik etki mekanizmaları sonucu oluşacak zararlar ve olumsuzluklardan çevrenin aynı zamanda insanların korunması açısından özellikle çok uzun yarı ömürlü yüksek radyasyon seviyeli olan küresel nükleer atıkların bertaraf edilmesi önem taşımaktadır. Finlandiya radyoaktif maddeler yönetimi projesi çerçevesinde yüz binlerce yıl radyasyon güvenliği korunması sağlayacak olan nükleer atıkların bertarafı ve imhası teknolojileri bu yazıda incelenmektedir.  

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Amerika temel yük kaynağı karbonsuz nükleer güç santralleri NGS reaktörleri sayısı yaklaşık 100 civarındadır. Bir başka deyimle, küresel nükleer enerji profili kapsamında global toplam güç üretimi yönünden dünyada halen faaliyet gösteren nükleer elektrik reaktörleri ünitelerinin neredeyse üç tanesinden biri Amerika’da işletilmektedir. 

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Küresel nükleer bombalar üretimleri ve global atom silahları yapımları sonrası uranyum kırıntıları (uranium tailings) şeklinde radyoaktif atıklar ve nükleer kalıntılar ortaya çıkmaktadır. Uranyumlu nükleer atıklar ve radyoaktif kalıntılar ise jeolojik koşulları ve nüfus yoğunlukları uygun bölgelere çoğu kez de toprak altına gömülmektedir. Ancak, nükleer atıkların son depolanması ve bertaraf edilmesi uygun biçimde yapılmadığı takdirde radyoaktif sızıntılar olmakta ve yörede iyonlaştırıcı radyasyonların biyolojik etkileri nedeniyle kanser hastalıkları vakaları artışları dikkat çekmektedir.

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Yerkürede temiz enerji kaynağı güneşin elde edilmesi insanoğlunun en büyük düşleri arasında sayılmaktadır. Güneşin dünyada meydana getirilmesi hayalinin gerçekleşmesi halinde ise karbonsuz temel yük kaynağı füzyon tepkimeleri kökenli termonükleer elektrik üretimi kompleksleri kurulacaktır.

Page 1 of 2